Ana sayfa Gündem Malatya, Fenerbahçe Stadı’nda Maça Çıkmadan Yenilmiş! Niyazi Doğan Yazdı

Malatya, Fenerbahçe Stadı’nda Maça Çıkmadan Yenilmiş! Niyazi Doğan Yazdı

PAYLAŞ

Niyazi DOĞAN Yazdı      
dogannd@gmail.com

Kaynak: malatyahaber.com

İçinde futbol geçen, ancak futbolla ilişkisi bir hayli arka planda kalacak ikinci yazım. Dolayısıyla, Yeni Malatyaspor Teknik Direktörü Erol Bulut’un Malatya’daki ilk antrenörlük deneyiminde (2013)beraber çalıştığı Özcan Kızıltan’ın, yönettiği takımın futbolcularıyla iletişim biçimine ilişkin yazdığım yazının “Bu Bir Futbol Yazısı Değildir” şeklindeki başlığı bu yazı için de geçerlidir.

Kurumlar, her şeyden önce, kendi alanlarında ve rakipleri karşısında saygınlık tesis ederek kurumsal kimlik ve nitelik kazanabilirler.

Saygınlık ise, kurumların üstlendiği misyon ve işlevlerin profesyonel bir yaklaşımla yerine getirilmesinden sonra, kurumun yasal hak ve özgürlüklerinin taviz verilmeksizin korunması, bu hakların gereken her an ve zeminde kullanılması ile gerçekleşebilir ancak.

Kurumların sorumluluğundaki iş ve işlevlerin yerine getirilmesi yolunda, kurumsal hak, özgürlük ve yönetsel iradenin kullanılması, kurumun bağlı bulunduğu otorite kadar, temsil edilen değerlerin de saygınlığının korunması anlamına gelir.

Özellikle mekân-temsil ilişkisi bağlamında, hak ve özgürlüklerin kullanılması sadece kurumsal saygınlığın tesis edilmesi değil, güç gösterisinin ve rakiplerinize karşı caydırıcılığın da yönetsel unsurlarıdır.

Bu bağlamda; Fenerbahçe – Yeni Malatyaspor arasında önceki gün İstanbul’da oynanan futbol karşılaşmasında, bazı Yeni Malatyaspor kulübü yöneticilerinin, Fenerbahçe Kulübü yöneticileri tarafından “Güvenliğinizi sağlayamayız” gerekçesiyle, maçı konuk takım soyunma odasında izlemeye mahkûm edilmiş olmaları her iki takım açısından yönetsel skandal anlamına gelmektedir.

1- Fenerbahçe açısından: Fenerbahçe Spor Kulübü yetkililerinin, ‘konukseverlik’ bağlamında etik değerleri çiğnemiş olması, holiganizmin yönetici sınıftan başladığı Türkiye futbol evreninde hiç de şaşırtıcı değildir.

Bu detaya takılmak gerekmiyor.

Ancak, 2018 – 2019 Spor Toto Süper Lig Sezonu (Lefter Küçükandonyadis) Müsabakalar Statüsü’ne son derece açık bir aykırılık oluşturan bu tutum, Fenerbahçe Spor Kulübü yöneticilerinin, Türkiye’nin futbol organizasyonları anayasası niteliğindeki resmi kural ve ilkeleri yok sayması, bunun yerine keyfi bir tutum sergilemiş olmaları bakımından, yönetsel bir skandaldır.

Fenerbahçe Kulübü’nün bu tavrı, Yeni Malatyaspor Kulübü’nün hükmi şahsiyetine ve onun temsil ettiği kente yönelik saldırı niteliğinde açık bir hak gaspıdır.

2- Yeni Malatyaspor Kulübü açısından:

Önce bir hak teslimi yapalım: Yönetimi devraldığından şu ana kadarki süreçle sınırlı kalmak kaydıyla,şimdilerde Malatya 1. Amatör Küme A Grubu’nda mücadele eden ‘Efsane Malatyaspor’ tarihi de dahil olmak üzere Malaya futbol tarihinin en başarılı başkanlarından birinin YMS Başkanı Adil Gevrek olduğu futbol kamuoyunun genel kanısı niteliğindedir.

Uzun yıllar belediyenin fonladığı takım üzerinden har vurup harman savuran, her sezon 10 milyonlarca liralık kamu kaynağını peşkeş çeken, her sezon şampiyonluk iddiasıyla lige başladıktan sonra, kendisinden çok daha mütevazı bütçeli takımların gerisinde kalıp, Adil Gevrek işi devralıncaya değin herhangi bir başarı elde edemeyen bazı çıkar odaklı grupların kabul etmemesi bu gerçeği gölgelemeyecektir.

Futbol, bir sonuç/skor, istatistik oyunu ise, 2. Ligden devraldığınız takımı, kısa vadede önce 1. Lige sonra kurtlar sofrası niteliğindeki TFF Süper Ligi’ne çıkarmış, bu ligdeki ikinci yılınızda zirveye taşımış ve takımınıza oranla 10 kat büyüklükteki bütçesiyle Fenerbahçe sizi çok zor da olsa kendi sahasında 3-2 yendiğinde; Şampiyonlar Ligi finalinde Barcelona’yı yenmiş gibi mutluluktan uçmuş ise, burada büyük ve alkışı hak eden bir başarı vardır.

Bu başarı sadece futbolcuların ve Erol Bulut’un değildir. Erol Bulut ve başarının sahadaki mimarları olan futbolcuları biraraya getiren, onlara başarı üretecek bir zemin yaratan yönetime de hakkını teslim etmek gerekir.

Başarısızlıkta Başkan Adil Gevrek, başarıda ise futbolcular ve Erol Bulut’un öne çıkarılması, ya da bir matematik oyunu olan futbolda başarıyı tümüyle şansa bağlamak, hatta YMS’nin başarısını rakip takımların başarısızlığı ile izah etmek çabasına girişmek, anlamdan ve adaletten uzaktır.

Ve fakat…

Yeni Malatyaspor yönetimi, sahadaki başarısına karşın, bu kenti temsil etme boyutunda kimi zaman gerekli duruşu ve iradeyi göstermemektedir.

YMS Kaptanı Adem Büyük’ün, Başakşehir – YMS maçında, siyasi egemenlerin korumasındaki Başakşehir TD Abdullah Avcı tarafından tokatlanması (A. Avcı iddiayı yalanlamadı) skandalında görmedim/duymadım/işitmedim üçlemesi yapan YMS yönetimi, Adem’in tokatlanmasının futbolda basit bir doz aşımı olmadığını anlayamadı / anlamadı / anlamak istemedi.

Oysa tokatlanan takım kaptanınız Yeni Malatyaspor’u, Yeni Malatyaspor ise Malatya’yı ve Malatya halkını temsil ediyor. Abdullah Avcı’nın tokatı, fiziksel olarak Adem Büyük’e yöneliktir ancak asıl tokatlanan temsil edenin nezdinde temsil edilendir.

Son örnek, Fenerbahçe – YMS maçında yaşanan skandaldır.

YMS yetkilileri, 2018 – 2019 Spor Toto Süper Lig Sezonu Müsabakalar Statüsü’nün, konuk takım yöneticilerine tanıdığı, ancak ev sahibi kulüp yöneticileri tarafından yasa dışı biçimde gasp edilen hak ve özgürlüklerine sahip çıkamamış, dolayısıyla kulübün saygınlığının erozyona uğramasına seyirci kalmıştır.

2018 – 2019 Spor Toto Süper Lig Sezonu Müsabakalar Statüsü’ne göre, ev sahibi kulüp ile konuk kulüp arasındaki tek fark, ev sahibi kulübün yedek kulübesini belirleyebilme ayrıcalığıdır.

Bunun dışında, ev sahibi kulüp ile konuk kulüp arasında statü ve haklar bağlamında hiçbir fark yoktur, her iki kulüp de eşit haklara sahiptir.

Yasal zemin böyle iken, Kemalettin Tuğcu hikayelerinin klasik sahnelerinde olduğu gibi, zengin/görgüsüz/nobran ve ezen zengin ev sahibinin konağın hizmetinde kullandığı garibanları konağın yıkık-dökük müştemilatında ikâmet ettirmesi misali; YMS Kulübü yöneticilerinin maçı konuk takım soyunma odasında izlenmeye zorlanması karşısında herhangi bir tavır/duruş geliştirilmemesi, hak gaspına rıza gösterilmesi Malatya’yı temsil ettiği iddiasındaki bir takım için kabul edilemez bir tavırdır.

Fenerbahçe’nin, Yeni Malatyaspor Kulübü yöneticilerini “Güvenliğinizi sağlayamayız” gerekçesiyle, maçı soyunma odasında izlemeye zorlaması, ligin dibinde debelenmesine karşın kendini Kaf dağında gören İstanbullu ile Anadolu arasındaki bir aşağılama ilişkisinin tezahürüdür.

Fenerbahçe Kulübü’nün Yeni Malatyaspor’a yönelik davranışı tacizdir, mobbingdir.

Aşağılama ilişkisine, tacize, mobbinge karşın, Yeni Malatyaspor Kulübü yöneticilerinin, bu kenti ve halkını temsil eden değerlere karşı girişilmiş holiganistik saldırının anlamını henüz kavrayamadığını düşünüyorum.

Bu nedenle, Yeni Malatyaspor’un henüz maça çıkmadan yenildiğini ileri sürüyorum.

Temsil ettiği kurumun hak ve özgürlüklerine karşı girişilen saldırıları koruyamayanların yenilgisi sahada değil, sahaya çıkmadan önce başlar.

Burada yenilen ise Yeni Malatyaspor değil, Malatya adını taşıyan, Malatya’yı temsil eden kulübe girişilen saldırıya boyun eğildiği, futbol mevzuatı bağlamında gereken cevap verilemediği için Malatya’dır.

Ancak, tüm suçu Yeni Malatyaspor yönetimine yıkmak da adil olmayacaktır.

Türkiye koşullarında spor kulüpleri, özellikle de spor kulüplerinin futbol şubeleri sosyo-ekonomik, siyasal ve sivil lobileri, siyasal ve ekonomik kalkanları, devlet destekleri ve diasporaları ile yaşamını idame ettirir.

Yeni Malatyaspor cephesinde ise; karda / kışta, iyi günde / kötü günde, başarıda / başarısızlıkta takımının yanında olan, destekleyen, parasını vererek maç biletini alan, -20 soğukta Erzurum deplasmanında takımını yalnız bırakmayan feda karakterli dar bir taraftar kitlesine karşı….

Yeni Malatyaspor ile ilişkisi; YMS galibiyet aldığında, bu galibiyetin gollerini kendisi atmış gibi başarı hırsızlığı kokan tweet atmaktan ibaret olan siyasiler, kulübü birkaç yönetici ve belediye üzerine yıkan Malatya iş dünyası, 24 saat Malatyaspor ile yatıp kalktıktan sonra 10 TL’lik maç bileti fiyatını ‘fahiş fiyat’ diye protesto eden, İnönü Stadı yıkılınca, stadın adı üzerinden ideolojik saplantıyla “Ohh” çeken, buna karşılık yeni stada da “uzak” bahanesiyle gitmeyen, kısacası konforunu bozmadan, oturduğu rahatlık alanından YMS’nin başarısına ortak olmak isteyen geniş bir kitle bulunuyor.

Bu kentin siyasileri, milletvekilleri, belediye başkanları, ‘sivil toplum örgütü’ iddiasındaki iktidar sofrasının müdavimleri, muhalefet partilerinin temsilcileri, kısaca bu kentin ‘sahibi’ olduğunu iddia eden ne kadar odak var ise, Yeni Malatyaspor Kulübü tesisleri geçtiğimiz günlerde saldırıya uğradıktan sonra bile üç maymunu oynadı. YMS yönetimini ziyaret ederek, saldırıyı kınayan ve destek sunan tek sivil toplum örgütü temsilcisi Tarım Platformu Başkanı İhsan Akın ve yönetimi oldu.

Dolayısıyla, Yeni Malatyaspor, bir siyasal, ekonomik ve sportif lobiden / koruma kalkanından / koruyucudan / kurumsal ve yüksek tepelerdeki destekten mahrumdur.

Başarıya ortak olmak isteyen çok, ancak sorumluluk üstlenen ve elini taşın altına koymak gerektiğinde kimse yoktur.

Bu nedenle,  tüm yanlışları, sorumluluğu ve suçu Yeni Malatyaspor yönetimine yıkmak işin kolayına kaçmak ve en az Yeni Malatyaspor yönetimi kadar sorumluluk hissetmesi gereken bu şehrin siyasal ve ekonomik rant paylaşmı aktörlerinin sorumluluğunu gizlemek olacaktır.

Yazıya son verme niyetinde iken, Yeni Malatyaspor’un Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda yaşanan skandalda, Fenerbahçe yönetimini aklama çabası anlamına gelen açıklamasını okudum.

Sözkonusu açıklamada, skandalın sorumluluğu, “müsabaka güvenlik amiri konumundaki Emniyet Müdür Yardımcısı”na yıkılıyor ve başta FB Başkanı Ali Koç olmak üzere FB yönetimi aklanıyor.

Bu açıklamayı FB yönetimi yapsa anlamaya çalışırız da, ezen – ezilen ilişkisinde ezilenin ezeni savunduğu garip bir kompleks ile karşı karşıya olmayı anlamak için bir hayli çaba sarfetmek gerekiyor.

YMS yönetimi bu açıklamayla, Sportif Direktör Ali Ravcı’nın aynı olaya ilişkin medyada yer alan ifadeleriyle yüzde yüz çelişkiye düşmek bir yana, 2018 – 2019 Spor Toto Süper Lig Sezonu Müsabakalar Statüsü’nün “Organizasyon ve Sorumluluk” başlıklı 6. Maddesinin 1. bendini okumamış, dolayısıyla futbol kulüplerini bağlayan temel mevzuattan habersizmiş gibi davranıyor.

Sözkonusu maddenin ilgili bendi aynen şunu söylüyor:

Madde 6 – Organizasyon ve Sorumluluk:  “(1) Stadyumlarda, müsabaka öncesinde, esnasında ve sonrasında sağlık, güvenlik, tribün düzenlemesi, organizasyon, şiddet ve düzensizliğin önlenmesi ile ilgili tüm düzenlemeleri yapma görevi ev sahibi kulübe aittir”.

FB yönetiminin ev sahibi kulüp olarak, güvenlik ve tribün düzenlemesi konusunda sorumluluğu bu kadar açık ve net iken halen tartışıyor olmak da ilginç aslında…

Oysa, basit bir soru sorup bu kadar uzun yazmak gerekmezdi belki de.

O basit soru şu: Fenerbahçe yönetimi, Yeni Malatyaspor yönetimine yaptığını, UEFA Avrupa Ligi ön eleme turlarında, Avrupa’da adı sanı duyulmamış bir takıma yapabilir miydi? Yapsaydı sonucu ne olurdu?

Son Söz: Haksızlık karşısında eğilmeyiniz. Aksi takdirde, hakkınızla birlikte onurunuzu da kaybedersiniz (Hz. Ali).