Ana sayfa Gündem Ne demeli?

Ne demeli?

PAYLAŞ

Yaşar Karaaslan yazdı

Yıl 2000’li yılların ortaları. Şehrül emin Cemal Akın. TOKİ, Malatya’da ilk kazmasını Beydağı eteklerine vuruyor. Basın mensupları olarak yazıyoruz-çiziyoruz. (bağırıyoruz- çağırıyoruz)

Alt yapı yapılmadan, üst yapıyı yapmayın. Bunun Faturası başta Belediye olmak üzere tüm Malatyalılara çıkar. Buna izin vermeyin diyoruz. Şehrül eminimiz başta olmak üzere, ilgili ve de yetkili Belediye büyüklerimiz;

Siz bilmezsiniz. Hükümetimiz her şeyi düşündü. Burada ayrı modern bir şehir kurulacak. Ve Malatya’nın uydu kenti olacak. Veya

Ne yapabiliriz ki?. Hükümetimiz karar almış. Biz hükümetin üstünde miyiz ki. Onların projelerine karşı çıkalım. Gibi sözlerle uyarılarımızı dikkate almamış ve TOKİ’ye, her türlü lojistik desteği vermekle yetinmeyip, vatandaşla TOKİ arasındaki yargıya akseden konularda hukuk desteği bile vermişti.

Yanlış anımsamıyorsam, o dönemlerde TOKİ’nin başında ki muhterem zat, Malatya’ya değişik dönemlerde(Basının bilgisi dahilinde) 2 kez gelmişti ve basın toplantısı yapacağını bildirilmişti. İlk toplantı belediye eski binası başkanlık salonundaydı.

Bizler Basın mensupları olarak TOKİ uygulamaları hakkındaki eleştirilerimizi ve kaygılarımızı dile getirteceğimiz için sevinmiştik.

Cuma Günü sabah 11’deki ilk basın toplantısında o dönemin şehrül emini ve milletvekillerinin Vatan-Millet-Sakarya- Allah-Din- İman nutuklarından sonra TOKİ’nin başındaki muhterem zatın icraatlarını anlatmasıyla saat 12’yi geçti ve soru sormamıza fırsat verilmeden

Basın mensuplarına teşekkür edilerek

Cuma namazı hazırlıkları için Başkana izin verelim dendi ve bizler de kös kös ayrılmak zorunda kaldık.

Muhterem Zatın 2. Gelişi ise biz basın mensupları ve o bölgenin muhtarları için tam bir felaketti.

Neden? Derseniz

Polisevinde yapılacağı söylenen 2. toplantı için basın mensupları ve bölgenin muhtarları tam kadro ile Polisevi’nde idi. Duyurulan saatin üzerinden yarım saat-1 saat geçti hala yok. Yaklaşık 1.5-2 Saat sonra da Muhterem zatın gelemeyeceği duyuruldu. Hem de Muhtarlara ve basın mensuplarına doyurucu bir açıklama yapılmadan.

Ve aradan 10 yıla yakın bir zaman geçti

TOKİ Bölgesindeki muhtarlar ve oturan vatandaşların feryadı ne?

  • Sokaklarımızda aydınlatma olmadığı için gece olunca her yer zifiri karanlık oluyor.
    – Bu mahalle tepe yamaçlarına kurulmuş, ortalama eğimi yüzde 40 civarında, kış olunca her şey kilitleniyor
  • Buradaki evlerinin alt yapı tesislerini de TOKİ’nin yapması gerekiyordu. Henüz altyapısı tamamlanmamış evler neden Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından teslim alındı? Bunun adı peşkeş çekmektir.
  • Yolların genişliğinden çalanlar ve yolun rampalarını indirmeden bu haliyle kabul eden belediyedir.”
  • 1+1 evlere doğalgaz bağlı olmadığı için en adi kömürü yakıyorlar. Merkezi ısıtmada günde 17 torba kömür yakılıyor. Bunun sonucu olarak buralarda duman kokusundan ve kömürün yarattığı pislikten geçilmiyor.
  • Yağmur sularını taşıyan kanallar ile kanalizasyon boruları birbirleri ile ilintili yapılmış. Birisinin tıkanması diğerini etkiliyor. Bu nedenle yazın buralarda kokudan durulmuyor.
    – TOKİ evleri çevresinin kalite düşüklüğünden dolayı, buralarda 150 bin lira değerindeki 130 metrekare evler 70 bine satılıyor. Bunun nedeni yetersiz alt yapı ve 1+1 evler için uygulanan politikadır.
  • TOKİ evlerinde oturup halinden şikâyetçi olmayan bir kişi dahi yoktur. TOKİ’nin yaptığı hiçbir konu tam değil.”
    – Buralarda sahipsiziz. Yaşanan bu sıkıntıların çözüm makamının kim olduğunu bilemiyoruz. Biz buralarda mağduruz ve ancak mağduriyetimizi duyan yoktur. Vali dahi kapımızı çalmıyor.
    – Geçmişte basına bildirdiğim bir konudan dolayı başıma gelmedik şey kalmadı.

Vatandaşı bir kenara bırakalım. Bir basın mensubu olarak,

Muhtarların bu feryadına ve

TOKİ’nin uyguladığı saçma-sapan projelerle Malatya’yı ve Malatyalıyı perişan eden, öncelikle kendilerini büyük sıkıntıya sokan, yöneticisi olduğu belediyenin de; iş, zaman kayıplarının yanı sıra ciddi oranlarda ekonomik kayıplarına neden olan yerel yöneticilerimize

Ne demeli?